Geçmiş

Dünya ve Kadın I-II

24 Mayıs 2013 - 29 Aralık 2013
Kartal Hasan Ali Yücel Kültür Merkezi ve Nişantaşı Hamov

"DÜNYA VE KADIN" başlıklı bu sergi, sanatseverleri haritacılığın kadim dilini resmin sonsuz olanaklarıyla buluşturan eşsiz bir yolculuğa davet ediyor. Sanatçı, coğrafyanın sembolik yüzeyini bir çıkış noktası olarak ele alırken, evrensel kadın figürünü tuvalin merkezine yerleştiriyor. Haritalardaki yerleşim alanları, ormanlık bölgeler ve sınır çizgileri gibi tanıdık semboller, burada yeniden biçimlendirilerek zamanın ve formun sonsuz olasılıklarına kapı aralıyor. Bu dönüşüm, kadının hem fiziksel hem de metafiziksel varoluşunu, onun kıtalar gibi genişleyen, değişen ve kendine özgü coğrafyalar yaratan formunu gözler önüne seriyor. Sanatçının fırçası altında, kadın figürü maddi ve manevi değerleriyle, içsel ve dışsal gerçeklikleriyle can buluyor. Her bir tuval, farklı ruhları içinde barındıran kadının derinliklerine inen, onun çok yönlü kimliğini sorgulayan bir ayna vazifesi görüyor. Renk, ritim ve kartografik sembollerin ustaca kullanımı, bilinçdışı bir eylemin tezahürü olarak resimlerin dokusunu oluşturuyor. Tatlıdan serte, sakinden çılgına uzanan geniş bir yelpazede karşımıza çıkan renkli kadın karakterler, her bir eserde yeni bir kimlikle kendi gerçekliklerini sunuyor. Her kadın, ayrı bir kıta, farklı bir iklim, kendine özgü bir toprak parçası; hem sınırları hem de sınırsızlığı temsil eden, çoklu siluetleri içinde barındıran bir coğrafya olarak beliriyor. Bu eserlerde, eklenen her bir detayın ilk anlamı dönüştürme gücü, izleyiciyi gerçek zamanda yeni düşler bulmaya teşvik ediyor. Harita düzlemindeki işaretler ve siluetler, plastik bir gerçeklik yaratırken, tuval üzerindeki süreçler farklı çağrışımlar, olası zamanlar ve bilinmezlikler yaratmayı amaçlıyor. Yoğun yaşanmışlık hissiyle biçimsel ölçütlerin geri plana itildiği anlar ile siluetlerin tüm ihtişamıyla ön plana çıktığı anlar arasında hassas bir denge kuruluyor. Sanatçı, rastlantı ve us'u bir araya getirerek, düşsel ve hayali bir dünyanın kurgusuna imza atıyor; boyanın ve bilgisayarın deneysel kullanımına izin vererek iç ve dış gerçekliğin çarpıcı bir birlikteliğini sunuyor. Yer yer ağır, keskin renkler veya harita skalasından ödünç alınan yapay tonlar, kadının ve resmin ruhsal ve bedensel hallerine bürünerek, bizleri bu çok katmanlı dünyaya davet ediyor. Bu yolculukta, izleyiciye düşen ise bu karakterlerle ve onların temsil ettiği olası dünyalarla yüzleşmek, kendi iç coğrafyasını yeniden keşfetmektir.