İzohips
Soyut

İzohips

Yıl
2009
Teknik
Tuval Üzerine Karışık Teknik
Boyutlar
100 x 150 cm

Uygulama Çalışmalarından “İzohips” adlı bu eser, sanatçının dış dünyayı algılayışındaki gizemi ve içsel gerçekliğin sonsuz olanaklarını harita imgeleriyle harmanlayarak ortaya koyduğu derinlikli bir yorumdur. Burada doğa, görünenin birebir aktarımı olmaktan ziyade, algıların süzgecinden geçmiş, düşsel ve dışavurumcu bir alana taşınır. Sanatçı, doğanın nesnelliğinden tamamen vazgeçmeden, onu mühendislik simgelerinin katı diliyle, bilinçdışının sınırsız verileri arasında diyalog kurmaya zorlar; böylece harita yalnızca bir yön bulma aracı olmaktan çıkıp, ruhsal bir topografyanın keşfine dönüşür. Eserin merkezinde, mühendislik disiplinine ait izohips (eş yükselti eğrileri) sistemiyle oluşturulmuş bir dağ figürü yer alır; ancak geleneksel haritacılık kuralları burada bilinçli bir meydan okumayla altüst edilir. Örneğin, deniz seviyesi alışıldık 0 metrenin aksine 500 metrede konumlandırılmış, dahası denizin içerisinde ormanlık alanları temsil eden üçgen simgelerle sıra dışı bir yerleşim oluşturulmuştur. Bu aykırılıklar, resme eklektik bir yapı kazandırarak, bilinçdışının sınır tanımayan gücünü vurgular. Harita dilindeki ormanlık alanı simgeleyen üçgenler ve nehir ya da denizi ifade eden mavi alanlar, sanatçının düşsel dünyasında yeniden kurgulanır, mühendislik ve sanatın kesişiminde yeni bir ifade biçimi yaratır. Resmin sol alt köşesindeki dairesel formlar, harita simgelerinden tam olarak ayrışmasa da, yerleşim alanlarını ve yapılarını imgesel bir dille aktarır. Köprü ve telefon direği gibi doğada rastladığımız nesnelerin varlığı, bu düşsel harita içerisinde bir yaşam alanının varlığını somutlaştırır. Tepeden görünümün sunduğu perspektifle birleşen mühendislik simgeleri ve renk kontrastları, dingin bir haritanın ötesinde, yaşayan, dinamik bir mekanı işaret eder. Eser boyunca kendini hissettiren bu ritimler, bazen bilinçli sembollerle, bazen de bilinçten bağımsız rastlantılarla yüzeye çıkar; ancak deniz imgesi, mavi renginin bütün gücünü koruyarak bu görsel senfoninin ayrılmaz bir parçası olmaya devam eder. Böylece “İzohips”, görünenin ardındaki gerçekliği, içsel bir haritalama süreciyle keşfe çıkan, çağdaş sanatın sınırlarını zorlayan eşsiz bir deneyim sunar.